Divine Brasserie & Jazz Club
Genel bakış
Divine Brasserie & Jazz Club — Nişantaşı Ihlamur Yolu Sok. Sokullu Apt. 34'ta kafe Keyfi
Divine Brasserie & Jazz Club, Nişantaşı Ihlamur Yolu Sok. Sokullu Apt. 34 çevresinde kafe arayanların uğrak noktalarından biri. Ferah oturma düzeni ve güler yüzlü hizmetiyle hem kısa molalar hem uzun sohbetler için uygun bir ortam sunuyor.
Ziyaretçilerin öne çıkardığı nokta: rahat atmosfer, konforlu oturma ve hızlı servis sunan mahallenin sevimli jazz barı. ses si. Konumu toplu taşımaya yakın; hafta içi öğle saatleri daha sakin geçiyor. kafe deneyimini merak edenler için semtteki güçlü seçeneklerden biri.
Google yorumları (530)
Mekan güzel ama çok dar ve küçük, çoğunluk dışarıda oturuyor ama tüm mekan dolu oldugunda birine değmeden masadan kalkamiyorsunjz ve herkes birbirini dinleyecek kadar yakın.. atmosfer hoş biseyler içmek için daha uygun sanki
Bar bruschetta adı altında gelen serçe parmağı boyutunda ince kesilmiş somun ekmeğinin üzerine acı ve simsiyah bir patılcan ezmesi ve eski bir mozarella peynirinden oluşuyordu. Zeytin ve turşu tabağı korkunç özensizdi. Hem lezzetsiz hem de fincan tabağına atılmıştı. Bar köftesi 4 adet serçe parmağı tırnağı kadar yarı yanık köftelerden oluşuyordu. Kadın servis elemanı oldukça ilgili ve kibardı ancak o hariç servis çok zayıftı. Islak mendil istedik, ıslak mendil kalmadığını ilettiler fakat arka masa başka bir servis elemanından isteyince geldi. Sürekli birisinin siparişi size geliyor veya sizin siparişiniz başkasına gidiyor. Aaa bu benim olabilir diye seslenmeniz gerekiyor. Tek lezzetli yiyecek keçi peyniriydi. Atmosfer güzel sakin, müşterisi kaliteli. Ancak atıştırmalıkların özensizliği, porsiyonu, lezzetsizliği, servisin lavbaliliği müşteriyle adeta dalga geçmek.
Rahat atmosfer, konforlu oturma ve hızlı servis sunan mahallenin sevimli jazz barı. Ses sistemleri de güzel, ben İlayda Kayserilioğlu ile Ömer Karakoç'a denk geldim ve bu ay da tekrar kendileri için gittim. Amy Winehouse coverlarından Fransızca klasiklere kadar geniş bi repertuvarları var ve çok romantik bir ortam vardı.
Eskiden iyi bir restorandı. Bu sefer bir cumartesi akşamı gittiğimizde bomboştu, sadece bir masa doluydu ve üç çalışan sersem gibi elleri ceplerinde takılıyordu. Garson, sanki “neden geldiniz?” der gibi siparişleri aldı. Yemekler: Masaya koydukları ekmek bayattı. Normalde 2-3 saat kırmızı şarapta pişmesi gereken Coq au Vin, siparişten sadece 40 dakika sonra geldi. Malzemeden o kadar kısmışlar ki, boş bir tavuk but, yarım havuç, soğan ve iki küçük patates vardı, ne lezzet ne de beklenen kıvam. 1000 TL’lik bir ana yemeğe bunu beklemezdik. Güveçteki et bayattı. İğrençti!!! Üstelik yemeklerin sadece tadına bakabildik, yiyemedik. Şarabımızı içip hesabı istedik. Garsona, “Şefiniz değişti mi? Yemekler eskiden hiç bu kadar kötü değildi.” diye sordum. Umursamadı bile. Galiba ekonomik kriz kaliteyi iyice düşürdü. Ama iki kişilik berbat bir akşam yemeğine 100 USD vermek gerçekten ayıp.
Serviste sıkıntı yaşamadım herşey gecikmeden geldi, arkada çalan grup kendi şarkılarını çaldığı için çok eşlik edebildiğimi söyleyemicem. Yemekler güzeldi ama çok başarılıydı akılda kaldı diyebileceğim bir tat yoktu. Yine de yemek yerkem arkada müzik eşliğinde sohbet etmesi keyifli. İçerde sigara içilmiyor olması ayrıca önemli bir artı puan.
Google'daki 530 yorumdan 5 tanesi gösteriliyor.
Yorum yaz
Yorum yazmak için giriş yapın veya ücretsiz üye olun.
Son güncelleme: